Ana Sayfa
Sendika Haber
İş Hayatı Haber
İş Arayanlar
Yazılarım  
Reklam Verin
İletişim
24 Saat24 Saat
Türkiye'nin İlk ve En Çok Ziyaret Edilen BİR Numara  Emekçi Sitesi.*Gücümüz;EMEK ve EMEKÇİ:Yolumuz;HAK ve HİZMET Yoludur.Y.BALCI    

Ana Sayfa > Sarsıcı Köşe Yazıları > Türkiye'nin gerçek gündemi ve irtica fobisi
Türkiye'nin gerçek gündemi ve irtica fobisi
YAVUZBALCI gönderdi. | 25-12-06

 EKREM DUMANLI

e.dumanli@zaman.com.tr

Türkiye'nin gerçek gündemi ve irtica fobisi


Türkiye'nin en temel ve en acil gündemi nedir? İrtica mı? Hayır! Zaten bu menfur kelime iki asırdır manşetlerden düşmüyor; ama ortada somut bir şey yok. Hayatın kendi dinamiği içinde gerçekliği yok çünkü.

Buna rağmen "irtica kampanyası" kimi zaman toplumu hırpalıyor, vehimleri besliyor, düşmanlıkları kışkırtıyor. Toplumun nabzını tuttuğunuzda böyle bir tehlikenin artmadığını da görüyorsunuz. Halk onca farklılık içinde kendisiyle barışık yaşıyor. Dün de böyleydi, bugün de böyledir, yarın da böyle olacak. İmparatorluğun tabii mirasçısı bu millet, farklı hayat tarzlarına öteden beri müsamahalı, öteden beri barışıktır. Ne var ki medya bu gerçeği tastamam göremiyor.

Her olaydan rejim krizi çıkarmak

Her olaydan rejim krizi çıkarmak bize özgü bir tutum olsa gerek. Birisi bir hata işlese, hemen onun hayat tarzı gündeme getiriliyor. Halbuki suç herkes için suçtur ve her birey kendi yaptığından sorumludur. Daha açık söyleyeyim: Ortada feci bir durum olsa bile bunu irtikâp eden kişinin dünya görüşü ile o suçun direkt irtibatlandırılması yanlış. Hele genelleme yapmak ve o genelleme içinde binlerce, yüz binlerce insanı zan altında bırakmak daha vahim bir hatadır. Hukukun en temel ilkesi suçun şahsiliğidir. Mesela bir adam yüz kızartıcı bir suç işlese onun bu durumu ile "dindarlığının" bir ilgisi yoktur. Çünkü her insan, dindar insan da buna dahil, nefis taşıyor. O yüzden din, tövbe ve istiğfar üzerinde ısrarla duruyor. Her insan kimi zaman yenik düşüyor nefsine; kimi zaman zaferle çıkıyor bu amansız mücadeleden. Nefsine mağlup olmuş bir insanı tân etmek zaten ahlaki değil; onun bir hatasını teşmil etmek ise işlenen günahtan daha büyük bir günahtır.

Aynı şey "laikçi" kalıbıyla tanımlanan insanlar için de geçerli. Bir "laikçi" kalkıp bir hata yapsa bunu o kişinin inancıyla teşhir etmek ve insanları zan altında bırakmak bir çeşit medya terörüdür. İnsan gerçeğine terstir bu durum. İnsan kendisinden sorumludur; yaptığı her ferdî davranış kendine raci'dir.

Haber sunumu-kamplaşma kültürü

Kaç gündür kamuoyu Konya'da yaşanan röntgen tartışmalarıyla meşgul. İddia nedir? İki başörtülü bayan doktor, acil bir hastanın testislerinin röntgenini çekmemiş. O gecikme yüzünden ameliyat zaruri hale gelmiş. Olay bir gazetede yer alınca kıyamet koptu. Sebebi belli. Haber "tesettür faciası" diye verilince kamplaşmanın önü açılmış oluyor. Haberi okuyanlar "Madem doktorlar başörtülü, demek ki bütün başörtülüler böyle davranabilir" mesajını alıyor. Bu genelleme yüzünden kimi kendini başörtülüler yanında görüyor; kimi de başörtü karşıtı zümrenin saflarında. Bu haberi yapanların da yayınlayanların da kötü niyet taşıdıklarına inanmıyorum, fakat haberin eksik bilgi üzerine kurulduğu, karşı tarafın görüşünün alınmadığı, olay yerindeki yetkililerin vaktiyle aranmadığı anlaşıldı. Dolayısıyla tartışmalar büyüdü. Başbakan bizzat yalanladı haberi.

Aslında bunların hiçbirine gerek yoktu. Kim haklıdır, kim haksızdır; kamu vicdanı bir karara vardı şüphesiz. Ancak meselenin can alıcı noktası başka! Farz edelim, iki başörtülü bayan doktor, Hipokrat yeminine riayet etmedi, görevini yerine getirmedi ve tüyler ürperten bir hataya sebep oldu; ne yapmak gerekiyor? İki doktor üzerinden rejim krizi çıkarmak doğru mu? Ülkede hukukî mekanizmalar harekete geçer, idari ve hukuki soruşturmalar açılır, ihmal varsa gereken cezalar verilir. Üstelik bu yapılırken suçlanan kişilerin inancına, fikrine, hayat tarzına vs. bakılmaz. Genellemeler üzerinden kamplaşma hastalığı, bu ülkeyi içten içe yiyip bitiriyor; farkına varamıyoruz…

Anlaşılmaz bir şey; dindar diye bilinen bir insan hata yaptığında ya da hata yaptığı iddia edildiğinde irtica çığlıkları atanlar oluyor. Bunu gazete ve televizyonlar bizzat yapmasa bile, bazı azgın ve sapkın topluluklara cinnet malzemesi verilmiş oluyor. Bu tür haberler ardı ardına yalanlanınca kamuoyunda korkunç bir şüphe yumağı oluşuyor. Bu vahim şüphe sebebiyle bilgi eksikliğinden kaynaklanan haberlerde bile kasıt aranıyor. Hal böyle olunca haberin doğrulatılması bile gerginliğin artışına sebep oluyor. Ülkenin sıcak gündem maddeleri varsa, bu maddeler doğrultusunda gerginlik senaryoları konuşuluyorsa bu durumda bazen tekzip, tashih, tavzih bile gerginliği tırmandırmak isteyen uğursuz zümrelerin işine yarıyor.

Neden gerçek gündemlere yönelmiyoruz ki?

Tek çare var: Türkiye'nin gerçek gündemlerine yönelmek. Farkında mıyız; Türkiye'de büyük bir sosyal çözülme yaşanıyor. Saygı kültürümüz de sevgi geleneğimiz de tükeniyor. Ortaokulların önünde uyuşturucu satıyor hainler. İçki ve sigara kullanımı çığ gibi büyüyor, gencecik insanımızı yakalayıveriyor ahtapot gibi. Hırsızlık, kapkaç, gasp gibi eskiden çok az görülen ve çok ayıplanan suçlarda patlama yaşanıyor. Manevi boşluklar doldurulamıyor, toplum büyük bir cinnetin eşiğinde. İşsizlik had safhada. Yolsuzluk umutlarımızı alıp götürüyor. Yoksulluk kanaatsizlikle kol kola. Zenginle fakirin arası açılıyor; uçurum büyüdükçe sosyal çatlak derinleşiyor. Ahlaki değerlerdeki erime, insanî yönlerimizi her geçen gün yok ediyor. Ortaokul çocukları öğretmenlerini dövüyor; bu kahramanlığı (!) cep telefonuna kaydediyor. Fuhuş sokakları işgal etti, tecavüz minnacık çocuklara göz dikti. Medya bu tür problemleri işlerken bile teşhircilik kokan bir üslup kullanıyor. Çevre kirleniyor, trafik ölüm saçıyor, insan sağlığı hiçe sayılıyor. Bugünden 20 yıl sonrasına bakanlar gelecekte büyük bir çözülme, dağılma, bozulma görüyor da medya nedense burnunun ucunu göremiyor; göremediği için Pinokyo rolüne soyunuyor.

Uyan artık medya! Rejim krizi söylentileri heyula gibi çöktükçe üstümüze, beşinci kol faaliyetleri, evlerimizi, mahallelerimizi, şehirlerimizi, hatta camilerimizi esir almak üzere. Demiyorum "ahlak zabıtası kesilin de herkese ahlak dersi verin" ancak vahim manzarayı bugün görmezseniz, yarın uyuşturucuyla kendinden geçmiş sokakta yatan yavrularımız için ah u vah etmenin bir anlamı kalmayacak. Bu uğursuz yoldan bizden önce geçen ülkeler oldu. Bu acı faturayı ödedi onlar. Niçin bu güzel millet de aynı ıstırabı çeksin? Bir taraftan medya ısrarla irtica dosyası açıyor, aslı faslı olmayan konular yüzünden kamu vicdanı yaralanıyor. Diğer taraftan Türkiye'nin asli fotoğrafı üzerine perdeler iniyor. Bakan körlerin fink attığı bir ülkede gerçek gündemler üzerine kafa yormak, çözüm yollarını arayıp bulmak sadece gazetecilik görevi değil; insani sorumluluktur! Milleti vehimlerle korkutmanın bir anlamı yok!


Today's Zaman için teşekkür ve küçük bir hatırlatma

Geçen hafta bu köşede yayınlanan "Yeni bir gazeteye hoş geldin" yazısına ilgi çok büyüktü. Teşekkürler... Zaman okurunun farkı bir kez daha ortaya çıktı. Mesaj gönderenler, mektup yollayanlar, telefon açanlar… Bir kere daha anlaşıldı ki Zaman büyük bir aile. Okur ile yazar, alıcı-satıcı ilişkisinin çok ötesinde bir gönül bağı kurmuş. O yüzden ürün kalitesi her iki tarafı da yakından ilgilendiriyor. İlgimi çeken bir başka nokta daha var: Today's Zaman'ı internet üzerinden öğrenen kişiler de bu gazeteye büyük bir ilgi gösterdi. Bu tarz bir gazeteye ne kadar ihtiyaç duyulduğunun bir başka göstergesiydi bu.

Geçen hafta gazete merkezini mesaja boğan heyecan "ilk abone olma" arzusunu ifade ediyordu. Pek çok mesajda, "Daha şimdiden nasıl abone olabilirim?" sorusu vardı. Gücünü Türkiye gerçeğinden alan, ufkunu uluslararası gazetecilik standartlarına odaklayan gazetenizin, Today's Zaman'ı çıkarması boşuna değil. AB yolunda en önemli adımların atıldığı bir dönemde Türkiye gerçeğini dünyaya duyuracak bir gazete üzerinde çalışılıyor. Bu, Zaman'ın tercümesi değil; bağımsız bir gazete. Kendi yazarı ve yönetici kadrosu olan ve kendi üslubunu oluşturacak bir gazeteden bahsediyoruz. Okur heyecanını yanımızda görmek, tarifi mümkün olmayan bir mutluluk. Abone olmak için bir haftadır sorular yönelten okurlarımız için bildiriyorum; şimdiden abone olabilirsiniz. Tek yapılacak şey müşteri hizmetleri servisini aramak. (Telefon: 0212 454 8 454)


HAFTALIK ORTALAMA GAZETE SATIŞLARI
(11-17 ARALIK 2006)
GAZETE FİYATI H. ORTALAMA NET SATIŞ ÖNCEKİ HAFTA FARK
Z A M A N 40 YKr 661.490 658.295 3.195
POSTA 25 YKr 627.632 647.163 -19.531
HÜRRİYET 35 YKr 538.218 546.972 -8.754
SABAH** 35 YKr 442.551 434.661 7.890
VATAN 10 YKr 279.999 195.101 84.898
TAKVİM 25 YKr 264.263 267.203 -2.940
MİLLİYET 30 YKr 261.472 253.164 8.308
PAS FOTOMAÇ 30 YKr 221.674 230.166 -8.492
AKŞAM 30 YKr 218.902 184.198 34.704
BUGÜN 30 YKr 209.750 214.644 -4.894
TÜRKİYE 30 YKr 206.537 205.974 563
FANATİK 30 YKr 205.174 215.181 -10.007
GÜNEŞ 25 YKr 127.732 126.089 1.643
Y. ŞAFAK 40 YKr 125.059 120.658 4.401
GÖZCÜ 25 YKr 113.192 116.568 -3.376
EFSANE FOTOSPOR 30 YKr 88.928 93.068 -4.140
STAR 25 YKr 78.662 81.689 -3.027
A. VAKİT 40 YKr 67.591 67.654 -63
CUMHURİYET 75 YKr 61.846 60.915 931
ŞOK 20 YKr 56.407 55.801 606
YENİÇAĞ 35 YKr 54.998 54.963 35
MİLLİ GAZETE 40 YKr 53.175 52.111 1.064
DÜNYA 70 YKr 50.587 50.444 143
H. O. TERCÜMAN 25 YKr 35.420 36.299 -879
RADİKAL 40 YKr 34.045 33.993 52
BULVAR 15 YKr 26.835 26.663 172
REFERANS 55 YKr 15.567 15.049 518
ORTADOĞU 30 YKr 10.856 11.221 -365
YENİ ASYA 40 YKr 9.772 9.787 -15
TOP.DEMOKRASİ 50 YKr 9.202 9.194 8
ÖNCE VATAN 15 YKr 7.003 6.844 159
BİRGÜN 50 YKr 6.953 6.653 300
GÜNLÜK EVRENSEL 35 YKr 6.197 5.811 386
YENİ MESAJ 30 YKr 2.918 2.899 19
T. DAILY NEWS 1,5 YTL 1.691 1.761 -70
HÜRSES 10 YKr 1.606 1.642 -36
GENEL TOPLAM   5.183.904 5.100.498 83.406
*Gazeteler, Türkiye genelinde hafta içi ve hafta sonu farklı fiyatlardan satılmaktadır.
** Hafta içi Türkiye'nin çeşitli yerlerinde 25, 30 ve 35 YKr'lik üç farklı fiyat uygulamaktadır.

Kaynak: YAYSAT-MDP

HAFTALIK DERGİ SATIŞLARI (03-09 ARALIK 2006)
DERGİ FİYATI H. ORTALAMA NET SATIŞ ÖNCEKİ HAFTA FARK
AKSİYON 2,00 28.860 29.170 -310
TEMPO 1,50 24.596 18.014 6.582
YENİ AKTÜEL 2,00 22.504 23.305 -801
NOKTA 1,00 8.092 10.804 -2.712
HAFTALIK 3,00 7.808 10.211 -2.403
GERÇEK HAYAT 2,50 2.934 2.966 -32
AYDINLIK 2,50 2.602 2.654 -52
TOPLAM   97.396 97.124 272
Kaynak: DPP-MDP
Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Onay Kodu

Ara
Emekçilerin Çalışma Hayatındaki En Büyük Sorunları Nelerdir?
İşveren Baskısından Dolayı Sendikalı Olamamak
Ücretlerinin Düşük Olması
İş Güvencesinin Olmaması
Gazeteler Online

İl İl Hava Durumu
 ANKARA
Önemli İlanlar Panosu

*****



ÖNEMLİ MESAJLAR:


30.11.2011


İSCİLEREMEKCİ.NET ......

www.iscileremekci.net

İŞÇİLER.NET [yavuz'ca]
iscileremekci.net [2006@2012] I E-Mail :iscileremekci.net@gmail.com I Bu Site En İyi Windows Internet Explorer'de 1024x768 piksel çözünürlüğünde izlenir.IYorumlar Editör denetiminden sonra Hakaret,İftira ve Beddua içermiyorsa yayınlanır.Tüm sorumluluk yorumcuya aittir.