|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| Türkiye'nin İlk ve En Çok Ziyaret Edilen BİR Numara İşçi Emekçi Sitesi.***** |

| ÖNEMLİ LİNKLER |
| ANA SAYFAN YAP |
![]() |
Fehmi Koru, testis olayı vesilesiyle 28 Şubat'ta gündeme gelen Ali Kalkancı, Fadime Şahin ve Azcmendileri değindi. İşte Fehmi Koru'nun yazısı... |
Hürriyet'in manşetinden duyurduğu 'tesettür fâciası', Ahmet Kekeç'in yerinde benzetmesi ile tam bir 'Ertuğrul faciası'na dönüştü. Tek testisi alınan bir gencin hastane macerası, bugün daha iyi anlaşılıyor, bir doktorun ihmali yüzünden yaşanmış; ancak Hürriyet'in iddia ettiği gibi 'tesettürlü olduğu için hastanın testisinin ultrasonunu çekmeyen doktor' yüzünden değil, raporuna 'bayan doktor ultrason çekmediği için' kaydını düşen doktor yüzünden... Raporcu doktor muayenehanesi olmadığını söylüyor, ama para almış, bunu da 'hayır için bağış olarak' kılıfına sokmaya çalışıyor...
Her tarafından dökülen haber, haberi yayımlayan Hürriyet'in yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök'ü vurmuş görünüyor. Dün acıklı bir savunma yazısı ile çıktı okurlarının karşısına Hürriyet yönetmeni. Yazısının özeti şu soruda gizli: "Ne yapsaydım?"
Yaptığının vahametini tam fark etmediği anlaşıldığı için önce 'ne yapmaması' gerektiğini yazsam daha iyi olacak: O haberi, olayların bütün taraflarıyla bizzat görüşüp doğru olduğuna yüzde 100 inansa bile, gazetesinin manşetine koymamalıydı. Doğru olması durumunda iç sayfalarda tek sütundan fazla bir yer hak etmiyor o haber. Bu ülkede doktor hatası yüzünden nice insanlar neler kaybetmiyor, hangisi manşet oluyor?
'Tesettür faciası' haberinin ise neden manşete taşındığını hepimiz gibi Ertuğrul Özkök de biliyor. Daha doğrusu en iyi o biliyor. Açsın, son bir ay içerisinde attığı manşetlere bir daha göz atsın, sonra 'testis' manşetini de onların yanına koyup değerlendirsin. Kuşkusu hâlâ gitmediyse, on yıl önce bu sıralarda Hürriyet'te attığı manşetleri de arşivden getirtsin. 1996 ile 2006'yı yılın son ayları itibariyle Hürriyet'in manşetlerine bakarak değerlendirecekler hiç tereddütsüz bir sonuç çıkaracaklardır.
Ben yine de Ertuğrul Özkök'ü anlıyorum.
Yeni bir 28 Şubat süreci başlatmak için yapmıyor Ertuğrul Özkök şu sıralarda yaptıklarını. Daha ileri de gidebilirim: Şimdilerde "İyi ki 28 Şubat oldu" diye kendisine de pay çıkaran yazılar yazmasına bakmayın, sürecin içinden geçerken, uydurma haberleri birbiri ardına Hürriyet'in manşetine çektiğinde, bizlerden gelen itirazlara, bugün kendini savunduğu üslupla cevap yetiştirmeye çalışıyordu Özkök...
Neydi 28 Şubat'ın perde gerisi?
Yıllar sonra "28 Şubat'ın gizli kahramanıyım" diye ortaya atılan 'Sisi' adıyla mâruf Seyhan Soylu'nun organizasyonu olduğu bizlerce bilinen hokkabazlıkları hâlâ 'gerçek' sanıyor Hürriyet okurları. Oysa 'gerçeği' bir de Sisi'nin Nuriye Akman'a anlatımından dinleyelim: "Ali Kalkancı tarikatı için tesettüre girdim. Adı Strateji, JİTEM kaynaklı bir dergi bu. O yüzden de istihbaratçılarla, emniyetçiler vardı içinde. Askeriyeden emekli olan insanlar vardı. Böyle bir çalışma içine girdik ki o tarihte Refah Partisi'nin oyu yüzde 38'di. Ali Kalkancı ve Emire Kalkancı olayını yakaladık. Aczimendi liderinin yakalanmasını, Fadime Şahin ile Emire Kalkancı'nın ekrana çıkarılmasını sağladık."
Sisi bunları durduğu yerde yapmadı elbette; gazeteleri ve televizyon kanallarını kullandı, manşetleri ve programları yönlendirdi. O süreçte Emire Kalkancı veya Fadime Şahin'i gördük ekranlarda ve manşetlerde; tıpkı şimdilerde 'testis' ve 'deve' haberlerini gördüğümüz gibi...
Hürriyet'in imkânları geniştir, Ertuğrul Özkök lutfeder arattırırsa mutlaka bulunur: Fadime Şahin ile Emire Kalkancı şimdi neredeler ve ne yapıyorlar acaba? Aczimediler denilen gruba ne oldu? Çorapları 'kutsal' diye saklanan Kur'an okumasını bilmez Şeyh Ali Kalkancı nerede, ne işle meşgul?
Ben Ertuğrul Özkök'ü çok iyi anlıyorum da, o neyi ne kadar anlıyor, işte bundan fazla emin değilim.
![]()
|
| ||||
|
|
|
|