POLİTİK FIKRALAR.
Tansu Çiller
001. Sevindirmenin yolu
Olacak şey değil ama Çiller, Mesut Yılmaz, Erbakan ve Ecevit aynı uçakta yolculuk etmektedir. Çiller bir ara “Uçaktan aşağıya 5 milyonluklar atsak, 1000 kişiyi sevindirsek” der. Mesut Yılmaz itiraz eder “Bence 1 milyonluklar atsak da 5000 kişi sevinse...” Erbakan “Olur mu öyle şey! bence 500 binlik atıp 10 bin kişiyi sevindirsek.” Ecevit halkçı ya “Bence 100 bin liralık atsak da, 50 bin kişi sevinse!..” Tüm bu konuşmaları dinleyen pilot dayanamaz ve “Siz parayı boşverip kendiniz atlasanız da 65 milyon kişi sevinse!..”
002. Benim acelem yok
Melekler Çiller, Yılmaz ve Erbakan’a öbür dünyada en büyük arzularının ne olduğunu sorar. Çiller “Yılmaz ve tüm ANAP’lılar cehennem atılsın.” Yılmaz “Çiller ve tüm DYP’liler cehennemin en derin yerine sürülsün.” Erbakan “Benim acelem yok, önce diğerlerinin arzusunu yerine getirin.”
003. Çiller’e “Susurluk sorunu” hakkında ne düşündüğünü sormuşlar. “Orayı da il yapacağızdır” diye yanıtlamış.
004. Cerrahi
Uluslararasi cerrahlar konferansı bittikten sonra bir Amerikalı, bir İngiliz bir de Türk cerrah beraber bir şeyler içmeye giderler. İngiliz başlar anlatmaya: “Geçen gün bir iş kazası geçirmiş birini getirdiler. Adam presin içine sıkışmıştı. Sadece sol küçük parmağı vardı. Bizim elemanlarımız öyle iyi çalıştılar ki, önce parmağa bir el, sonra kol, sonra da vücut yaptılar. Adam taburcu olunca o kadar verimli bir işçi oldu ki onun yüzünden 5 kişi işsiz kaldı.” Amerikalı söz alır: “Bana ise geçen gün bir saç getirdiler. Adam nükleer reaktörün içinde kalmış. Sadece saçı vardı. Oldukca iyi bir çalısma ile önce saça bir baş, sonra vücut yaptık. Adam taburcu olduğunda o kadar verimli oldu ki onun yüzünden 20 kisi işsiz kaldı.” Türk söz alır: “Geçen yolda gidiyordum. Bir çift anahtar buldum. Anahtarın üzerindeki parmak izinden yola çıkarak uygun deri dokusu ve bir parmak yaptık. Sonra o parmağa bir el, ardından bir kol ve bir vücut. Ortaya bir kadın çıktı. Kadına ‘Tansu’ adını verdik. O kadar verimli oldu ki bütün ülke şimdi onun yüzünden işsiz!”
005. Enişte
Baba oğluna;
- Söyle bakalım, sen ‘enişte’ nedir, biliyor musun?
Oğlan, saniye sektirmeden yanıtlar:
- Tabii ki biliyorum.
- Nereden biliyorsun?
- Gazeteler yazıyor hergün.
- Peki, ne iş yapar bu enişte?
- Servet yapar!
- Kimin eniştesidir o?
- Kimin olacak, Türkiye'nin!
006. Liyakat
Liderler cehennemde en derin uçurumun başında tartışmaktadır. Franco "Milyonlarca insanın hayatını söndürdüm, cehennemin en dibine ben gideceğim.” Stalin "Ben milyonlarca insanın açlıktan ölümüne neden oldum. Oraya gitmek benim hakkımdır.” Hitler "Milyonlarca yahudiyi fırınlarda yaktım. Cehennemin dibine gitmek bana düşer..” Tartışma iyice alevlenmişken yanlarından yıldırım hızıyla biri geçer ve dibe vurur. Liderler "Sen de kimsin hemşerim?” Aşağıdaki yanıt verir "İrticaya karşı demokrasinin bekçisiyim, ananızım, bacınızım!..”
007. Neresine?
Tansu Çiller GATA'da yaralı yaralı ziyaret etmekteymiş. Bir erin kolunun olmadığını görüp, kolunu nasıl kaybettiğini sormuş. Er "El bombası yüzünden başbakanım" demiş. Çiller üzüntülerini bildirmiş. Sonraki erin bacağı için de birtakım laflar gevelemiş. Başucuna gittiği üçüncü erin yarası görünürde değilmiş. “Geçmiş olsun, size ne oldu?” deyince yaralı er "Bana gelen kurşun size gelseydi, size hiçbir şey olmayacaktı sayın başbakanım!..” demiş.