Ana Sayfa
Sendika Haber
İş Hayatı Haber
İş Arayanlar
Yazılarım  
Reklam Verin
İletişim
24 Saat24 Saat
                                           Türkiye'nin İlk ve En Çok Ziyaret Edilen BİR Numara İşçi Emekçi Sitesi.*****    

ÖNEMLİ LİNKLER
ANA SAYFAN YAP

Ana Sayfa
İş Hayatı
Yazılarım
Geçici İşçiler
Sendika Haberleri
Kanunlar
Türkiye Gündemi
Köşe Yazıları
Ekonomi Haberleri
Sağlık
Yavuz BALCI
Mesajlarım
İletişim
Fotoğraf Albümü
Yazarlarımız
BuSeseKulak Verin
Reklam Verin
Önemli Cetveller
Şehitler Ölmez,...
Çeşitli Seçmeler
Medya
Eğitim
 

İş İlanları
 
İş İlanları-2-
Son Fotoğraflar
Orman Emekçisine Hastanede Ziyaret.
Bölge Başkanlığı Yönetim Kurulu Toplantısı
Öz Orman İş Sendikası Hediyelerin Dağıtımı.

Yahoo bot last visit powered by MyPagerank.NetMsn bot last visit powered by MyPagerank.NetPowered by  MyPagerank.Net

Sitemizi Bu Güne Kadar
Kişi Ziyaret Etmiştir
Ana Sayfa > Sarsıcı Köşe Yazıları > Karadayı: 'Mesut Yılmaz kaypak'
Karadayı: 'Mesut Yılmaz kaypak'

Kaderin cilvesi, İsmail Hakkı Karadayı'nın son ses kaydı tam da 28 Şubat'ın yıldönümüne denk geldi. Karadayı 28 Şubat döneminin Genelkurmay başkanıydı. Çevik Bir ve Erol Özkasnak gibi paşaların ismi öne çıkmasına rağmen sürecin bir numarası kâğıt üzerinde Karadayı idi. Gerçekte de öyleymiş. Meğer Çevik Bir'in karşısında pasif kaldığı algısı doğru değilmiş.
Puslu bir Ankara sabahı Sincan'da yürüyen tankların Karadayı ile Bir arasında kavgaya neden olduğu Bilal Çetin'in yazı dizisine yansımıştı. Kendisinden habersiz tankların sokağa çıktığını öğrenen Karadayı derhal Çevik Bir'i odasına çağırır ve sert bir ses tonuyla "Tank emrini kim verdi?" diye sorar. Bir, "Ben verdim komutanım." der. 'Keşke yapmasaydın' cevabı üzerine Çevik Bir, Karadayı'nın üstüne yürür ve iki eliyle yakasına yapışarak, 'Komutanım Türkiye elden gidiyor, siz ne diyorsunuz? Demirel de bizi uyutuyor.' diye çıkışır.

Müdahale süreçlerinin asker içinde nasıl ayrışmalara ve kavgalara neden olduğunu gösteren önemli bir olaydır bu. Çevik Bir ve devrin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya'nın müdahaleyi daha keskin ve sert hale dönüştürmek için yarıştığı sır değil.

Ses kayıtlarından Karadayı'nın askerlik yaşamının darbelerle iç içe geçtiğini öğreniyoruz. Kanlı 27 Mayıs dahil, bütün askerî darbelerde aktif rol üstlenmiş. Darbecilik genlerine işlemiş, emekli olduktan sonra da bu işlerden el etek çekmemesi demek bu yüzdenmiş. Son ses kaydında Refahyol'u oluşturan partilerin genel başkanlarına yönelik ağır ithamlar var. Meclis'i hor gören, milletvekillerini küçümseyen, Anayasa gereği bağlı olduğu hükümeti hiçe sayan tutumunu yadırgamamak mümkün mü?

Karadayı'nın sözleri demokrasi kriterleriyle de yorumlanabilir. Benim dikkatimi çeken Mesut Yılmaz'a ilişkin söyledikleri... O dönem ANAP'ın başında bulunan Yılmaz askerin bir dediğini iki etmedi. 28 Şubat sürecinin projeleri Meclis'ten geçtiyse Yılmaz'ın her türlü riski partisiyle birlikte almasındandır. O kadar ki muhalefet partileri Yılmaz'a 'Onbaşı Mesut' diye lakap taktı. 28 Şubat sürecinin onbaşısı olarak geçti siyasi tarihe. Bunlara rağmen 28 Şubatçılara 'yaranamadığını' anlıyoruz.

Karadayı'nın Yılmaz'la ilgili söyledikleri ibretlik... Yılmaz'a 'Altın tepsi içinde iktidar teslim ediyoruz' derken doğru söylüyor. Yılmaz'ın başbakanlığı halk iradesinin bir sonucu değildi çünkü, sandıktan çıkmadı. Bir ikramdı. Aslında Mesut Yılmaz kendisini başbakanlık koltuğuna oturtanlara karşılığını fazlasıyla verdi. 'Siyasi hayatıma da mal olsa' dedi ve bir dizi yasayı Meclis'ten geçirdi. Meğer Karadayı daha fazlasını istemiş, Siyasi Partiler Kanunu'ndan Seçim Kanunu'na kadar... Milletvekilliği dokunulmazlığı da talepler arasındaymış.

Karadayı '7-8 tane şey söyledim, hepsini sırıtarak dinledi. Mesut Yılmaz da kaypak' diyor. Nasıl dinleyecekti ki... Acaba ayakta hazırol vaziyetinde mi dinlemesini bekliyordu? Gerçi muhalifleri tarafından kendisine 'Onbaşı Mesut' dendi ama o kadar da değil. Belki de her talebine 'Emredersin komutanım' diye cevap vereceğini umuyordu. 28 Şubat müdahalesine vücut veren Karadayı gibi paşalar Mesut Yılmaz'dan memnun kalmadılarsa demokrasi adına korkmak lazım. Bir daha Yılmaz gibisini bulma şansları yok çünkü.

Vay be, Yılmaz kendisini siyasi intihara sürükleyen 28 Şubatçılara da yaranamadı ya... Bu ibretlik manzara siyasetçiler için ne büyük dersler içeriyor. Merak ediyorum acaba asker için nasıl bir siyasetçi makbuldür? Sakın, Bülent Ecevit demeyin... Onu başbakanlık koltuğundan uzaklaştırmak için az çaba göstermediler. Ecevit'in siyasi sonunu hazırlayan 'tıp darbesini' emekli paşalar tetikledi.

Mesut Yılmaz da olmadıysa siyasete yön vermek isteyen askerlerin aradığı siyasetçi profili nasıl biridir? Bu topraklarda örneği var mıdır? Karadayı açıklasa da öğrensek...

 Mustafa ÜNAL/ZAMAN

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Onay Kodu

Ara
Emekçilerin Çalışma Hayatındaki En Büyük Sorunları Nelerdir?
İşveren Baskısından Dolayı Sendikalı Olamamak
Ücretlerinin Düşük Olması
İş Güvencesinin Olmaması
Gazeteler Online

Canlı Son Dakika Haber
Haber
İl İl Hava Durumu

Önemli İlanlar Panosu

*****



ÖNEMLİ MESAJLAR:


02.02.2010


Ankara 6. İş Mahkemesi, 2 Şubat’taki duruşmada, taraf sendikaların üye listelerini bilirkişi heyetine teslim etmesi için 15 günlük kesin süre verdi. Bu sürede bildirilmeyen üyelikler ‘yok’ sayılacak.Bu durumda, taraf sendikalar 15 günlük kesin süre içinde üye kayıtlarını mahkemeye sunacak ve bu kayıtlar bilirkişi heyeti tarafından incelemeye alınacak. Mahkeme, bir sonraki duruşma için 30 Mart 2010 tarihine gün verdi.

www.iscileremekci.net

İŞÇİLER.NET [yavuz'ca]
iscileremekci.net [2006@2010] I E-Mail :iscileremekci.net@gmail.com I Bu Site En İyi Windows Internet Explorer'de 1024x768 piksel çözünürlüğünde izlenir.IYorumlar Editör denetiminden sonra Hakaret,İftira ve Beddua içermiyorsa yayınlanır.Tüm sorumluluk yorumcuya aittir.