Ölçü deyince ilk önce aklımıza gelen,maddi alışverişlerimizde aldığımız referanslardır.Bir metre dünyanın her yerinde aynıdır.Bir kilogramda,nereye gitseniz değişmez.
Prensipli,ciddi ve tavırlı bir kişi ile karşılaştığımızda istemesekde,söz ve davranışlarımızda bir toparlanma ihtiyacı duyarız.Çalışkan,sözüne sadık,mert ve güvenilir insanlar bizde saygınlık uyandırırlar.Başladığı işi tam anlamıyla sonuçlandıran biri hem kendine hem de etrafına ferahlık verir.
Bir kişiden bahsederken;maddi olarak sahip olduklarından çok,kişilik özellikleri aklımıza gelmez mi?Öyleyse maddi ölçülerin yanında,gerçekliğini göz ardı edemeyeceğimiz manevi,yani iç ölçülerimiz vardır.Esasında herkes kendini yokladığında,bu ölçüsüzlüğün veya ölçülü yaşamanın getirdiği sıkıntıyı veya ferahlığı hisseder.
Bunalım ve sıkıntıların toplandığı nokta,prensipli ve ciddi yaşantı ile aşılabilir.Önemli olan,her zaman doğru sesin ve yargının geldiği vicdan mekanizmasındaki kabüllerimizdir.Orası hiçbir zaman yanılmaz.Gerçek yargıç içimizdedir.
Ancak buna gerçekten inanabilmek ,kendimizin salt maddeden oluşmadığını hissedebilmek ile başlar.Eğer sadece maddeden oluşan bir yapım varsa,yaşantımın sona erdiği noktayı düşündüğümde,sonuçsuz bir kısır döngü içinden kurtulamam.
İnsan denilen varlık ancak,sağlam ve değişmeyen ölçülerle,prensip ve ciddiyetini kendine rehber edindiğinde mutlu olabilir.Gerçek mutluluğun ölçüsü sağlam kişiliktedir.Gerçek mutluluk,örnekliğimizi ortaya koyarak,birbirimizi doğru ve güzele özendirerek sergileyeceğimiz söz ve davranışlardadır.Başkasındaki bozukluk beni etkilememeli,beni mutlu edecek veya sıkıntıya düşürecek şey benden kaynaklanır,başkasından değil.
Öyleyse işimizde,evimizde,annelik ve babalığımız da,ağabeylik veya ablalığımız da,örnekliğimizi karşıdan beklemeyelim,ilk adımı biz atalım,iyi ve doğru olandan hiçbir zaman geri adım atmayalım.
Cüneyt SOYUBOL
Makine Mühendisi