Ana Sayfa
Sendika Haber
İş Hayatı Haber
İş Arayanlar
Yazılarım  
Reklam Verin
İletişim
24 Saat24 Saat
Türkiye'nin İlk ve En Çok Ziyaret Edilen BİR Numara  Emekçi Sitesi.*Gücümüz;EMEK ve EMEKÇİ:Yolumuz;HAK ve HİZMET Yoludur.Y.BALCI    

Ana Sayfa > Medya > AYNAYA BAKMAK
AYNAYA BAKMAK
YAVUZBALCI gönderdi. | 20-06-07


İşlerin iyiye gitmesinden rahatsız olan gizli bir el yine Türkiye’nin gündemi ile oynamaya başladı. Anafartalar, Pülümür, Siirt, Diyarbakır ve diğerleri, onlarca tabut ve yüreklerimize akan gözyaşı seli.
 

Bildik tanıdık bir senaryo yine yeniden vizyona sokuldu. Amaç sorun çözmek değil, sorunlar üzerinden politik pozisyon almak. Ne kadar kolaycı ve acımasız bir yöntemdir. Hafızası güçlü olanlar bu yöntemin faturalarını iyi bilirler.

 

Sivil siyaset alanını daraltmak, halka kapalı iktidar alanları oluşturmak, toplumu yeniden kurgulamak söz konusu olunca gerekli olan koşullar da nasıl olgunlaştırılacağı da bellidir.

 

Şiddet, çatışma, hırçınlaşma, gerilim ve arkasından da buyurgan bir yönetim anlayışı.

 

Yani varılacak yer bellidir. Duygu siyaseti ile toplum yeni bir ruh haline savrulacak, siyasi vesayet de güçlendirilecektir.

 

İnsan hakları ve demokrasi, ekonomik ve sosyal politikalar ulaştığı yer itibariyle seçimlerin öznesi ya da nesnesi olamayacağına göre, yeni korku objeleri üretmek, kontrollü ve hedefi belirli bir yapay kriz oluşturmak tek seçenek olarak kalıyor ki yapılan da budur. Yaşanan gerilimler, krizler, iptaller, mitingler bir sınır içi “sandık harekatı”nın dolgu malzemesidir.

 

Halka rağmen, toplum ve devleti siyasi tasfiyelerle yeniden dizayn etmek ülkeye ne kadar uluslararası kredibilite sağlar? Ne kadar saygınlık kazandırır? İstikrara ve gelişmeye ne kadar katkı sağlar?

 

Aynaya bakmazsak bu muhasebeyi nasıl yaparız?

 

***

 

Çağdaş dünya aynaya bakma alışkanlığı olmayan ülkelere ayna tutarak yanlışlarını, ayıplarını, defolarını bir bir gösteriyor.

 

Cenevre’de toplanan Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO), yıllık genel kurulunda Türkiye’ye ayna tutuldu. Utandık mı? Bilemiyorum. Utanma duygusu bir erdemlilik aşamasıdır. Savuşturduk mu? Daha belli değil. Konuşulanlara bakılırsa bu yönde bir çaba var diyebilmek de güç.

 

ILO Uzmanlar Komitesi, Türkiye’yi kara listeye almaya hazırlanıyor. Örgütlenme, toplantı, gösteri ve toplu sözleşme hakkını düzenleyen mevzuat ve uygulamalarımız özgürlükçü olmak bir yana engelleyici-kısıtlayıcı olduğu için yargılanıyor hatta horlanıyoruz. İstenilen şey üçüncü dünya ülkesi muamelesi görmek miydi?

 

Doğru düzgün utanamadık, kendimizi eleştirecek cesareti bulamadık. 1982 Anayasasının dayattığı faşist düzenlemeleri itiraf bile edemedik. Kısacası aynada gördüklerimizi sadece seyrettik ve hatta aleme nizam vermeye bile kalkıştık. Cinsiyet ayrımcılığı konusundaki başarı öykülerimiz (!), kahrolsun IMF yaklaşımımız, küreselleşme eleştirilerimiz, savaş ve terör karşıtlığımız vs. vs.

 

Oysa “çözümün tarafı olamayanlar sorunun bir parçası” oluveriyorlar.

 

Çözümü konuşamayınca, sorunu itiraf edemeyince dünyaya nizam vermek daha kolay oluyor. Nasıl olsa bir yükümlülük yok.

 

ILO’nun 96. Genel Kurulu da şimdilik kazasız, belasız atlatılmış oldu. Ama bugünün yarını da var. Yarına Allah kerim diyenleri biliyorum. Biz almayalım !

 

Her nasılsa elde ettiğimiz mevzileri (!) korumak adına Türkiye’yi utandırmaya, evrensel hukuku ıskalamaya, itibar katsayımızı düşürmeye kimsenin hakkı yok. Hakları ertelemenin yarattığı ekonomik ve sosyal hasar bir yana, günü kurtarma tutumu, milliyetçilik hamasetine bile yakışmıyor.

 

***

 

Demokrasilerde “duruma vaziyet etme” krizlerinde ILO’da ki gibi Aplikasyon Komiteleri değil, sivil siyasetin belirleyici olması esastır. Bir anlamda ayna tutacak kurumlara ihtiyaç vardır ve bunu da en doğru bir biçimde halk ve sandık yapar.

Sorunları, milliyetçiliği ve terörü “siyasi sömürü” aracı yapmadan, bireyleri ve kurumları bir “sadakat” yarışına sokmadan, simge ve sembolleri vuruşturmadan, farklı olanı “öteki” olarak kategorize etmeden, rasyonel davranmayı beceremeyecek miyiz?

 

Eleştirirken bile belden aşağı vurmak, pusu kurmak ya da ince ince gammazlamayı sadakat kanıtı gibi görmek alçaklık tarihinde bile az görülen bir ilkellik değilse nedir?

 

Özetle; pazisyon ve manevra savaşları yerine demokratik terbiye ve olgunluk daha rasyonel ve çağdaş bir tutumdur.

 

  Salim USLU

  Hak-İş Konfederasyonu

  Genel Başkanı

  uslu@hakis.org.tr

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Onay Kodu

Ara
Emekçilerin Çalışma Hayatındaki En Büyük Sorunları Nelerdir?
İşveren Baskısından Dolayı Sendikalı Olamamak
Ücretlerinin Düşük Olması
İş Güvencesinin Olmaması
Gazeteler Online

İl İl Hava Durumu
 ANKARA
Önemli İlanlar Panosu

*****



ÖNEMLİ MESAJLAR:


30.11.2011


İSCİLEREMEKCİ.NET ......

www.iscileremekci.net

İŞÇİLER.NET [yavuz'ca]
iscileremekci.net [2006@2012] I E-Mail :iscileremekci.net@gmail.com I Bu Site En İyi Windows Internet Explorer'de 1024x768 piksel çözünürlüğünde izlenir.IYorumlar Editör denetiminden sonra Hakaret,İftira ve Beddua içermiyorsa yayınlanır.Tüm sorumluluk yorumcuya aittir.