Ana Sayfa
Sendika Haber
İş Hayatı Haber
İş Arayanlar
Yazılarım  
Reklam Verin
İletişim
24 Saat24 Saat
                                           Türkiye'nin İlk ve En Çok Ziyaret Edilen BİR Numara İşçi Emekçi Sitesi.*****    

ÖNEMLİ LİNKLER
ANA SAYFAN YAP

Ana Sayfa
İş Hayatı
Yazılarım
Geçici İşçiler
Sendika Haberleri
Kanunlar
Türkiye Gündemi
Köşe Yazıları
Ekonomi Haberleri
Sağlık
Yavuz BALCI
Mesajlarım
İletişim
Fotoğraf Albümü
Yazarlarımız
BuSeseKulak Verin
Reklam Verin
Önemli Cetveller
Şehitler Ölmez,...
Çeşitli Seçmeler
Medya
Eğitim
 

İş İlanları
 
İş İlanları-2-
Son Fotoğraflar
Orman Emekçisine Hastanede Ziyaret.
Bölge Başkanlığı Yönetim Kurulu Toplantısı
Öz Orman İş Sendikası Hediyelerin Dağıtımı.

Yahoo bot last visit powered by MyPagerank.NetMsn bot last visit powered by MyPagerank.NetPowered by  MyPagerank.Net

Sitemizi Bu Güne Kadar
Kişi Ziyaret Etmiştir
Ana Sayfa > Sarsıcı Köşe Yazıları > Ahmet Altan: Zavallı İsrail!
Ahmet Altan: Zavallı İsrail!
Sokaklarda dilencileri gösterip “bak okumazsan böyle olursun” diyen anne babalar gibi biz de sertlik yanlılarımıza İsrail’i gösterip, “bak gereksiz sertlik politikalarından vazgeçmezsen sonunda böyle olursun” diyeceğiz herhalde.Bir zamanlar dünyanın en etkili ülkelerinden biri olan İsrail’in şimdi “ne kadar güçlü” olduğunu “diplomatik müsamereler” düzenleyerek, “koltuk boyuyla” kanıtlamaya çalışmasındaki zavallılık, aslında yeryüzündeki bütün “savaşçı milliyetçilere” örnek olmalı.

Zekâsıyla ünlü bir ulusun düştüğü şu hale bakın.

Herhalde diplomasi tarihinde daha zekâsız bir gösteri az bulunur.

“Şovenizmden” gözü dönmemiş olan İsraillilerin bu diplomatik sefaletten içlerinin nasıl yandığını, nasıl utandıklarını tahmin etmek zor değil.

Herhalde bu konudaki en ağır yazılar bugün İsrail basınında yayımlanacaktır.

Böyle bir şeyi bizim diplomatlardan biri yapmış olsaydı biz de aynı öfkeyi ve utancı yaşardık.

Tel Aviv’de yaşanan diplomatik skandal, İsrail’in dünyadaki durumunu da çok iyi gösteriyor.

Ancak kendini çok çaresiz, çok güçsüz, çok yetersiz hisseden bir devlet böylesine zekâdan yoksun jestlere sığınmaya çalışır çünkü.

İsrail’in çaresiz olduğu doğru.

Hâlâ kuvvetli bir ordusu, orayı burayı karıştırabilecek güçlü bir istihbarat örgütü, çok yetenekli kadroları var ama izledikleri politika İsrail’i bir çıkmaz sokakta yapayalnız kalmaya götürüyor.

Ortadoğu’da barışın yerleşmesinin “çağın bir mecburiyeti” olduğunu anlamayan bir başbakan ve çok parçalı bir koalisyonla “sertliği ve uyuşmazlığı” sürdürmeye çalışan İsrail, öncelikle Amerika’nın desteğini kaybediyor.

Yahudi dehasının insanlığa armağan ettiği onca isme hayranlık duyan, İkinci Dünya Savaşı’nda yaşadıkları acılara içi sızlayan birçok insan bugün İsrail ordusunun Gazze’de yaptıklarına, İsrail’in “ırkçı” politikacılarının her türlü barış girişimini reddeden sertlik yanlısı politikalarına öfke duyuyor.

Bu öfke sadece Yahudi olmayanlarda ortaya çıkmıyor.

İsrailli aydınların, yazarların, siyasetçilerin çoğu, bu ülkeyi “başkalarından” çok daha keskin bir şekilde eleştiriyorlar, İsrail “saygıdeğer” ve “güçlü” bir ülke haline gelecekse, bu, ancak onların sayesinde olacak.

İsrail, dünyayla ancak o dürüst ve vicdanlı insanların çabalarıyla barışacak.

Bu gerçeği, ne İsrail Başbakanı Netanyahu ne de diplomasiyi bir “zavallılık” gösterisine çeviren dışişleri bakanı anlayabiliyor.

İsrail’in bugünkü yöneticileri “güçlülüğü” acıklı çabalamalarda ararken, yaptıkları her çıkışla aslında İsrail’in son dönemdeki “aczini” gösteriyorlar.

Sanırım İsrailli aydınların, yöneticilerine şu sözü hatırlatmaları gerek:

“Güçlülük hanımefendilik gibidir, öyle olduğunu söylemek zorunda kalıyorsan, öyle değilsin demektir.”

Koltuğu “yukarı koymak” yetmiyor bir insanı ya da bir ulusu güçlü kılmaya.

Ordusuna, istihbarat gücüne, teknolojisine rağmen İsrail, Ortadoğu’da Amerikan desteği olmadan etkinliğini sürdüremez.

Sadece bombalayarak, sadece tehdit ederek, sadece savaşarak varolabilmek, güçlü olabilmek, etkin olabilmek mümkün değil, “barışamayan” ülkeler ne kadar savaşırlarsa savaşsınlar kaybetmek zorunda kalırlar.

Barışsız her savaş, savaşanlar için bir yenilgidir çünkü.

İsrail de “barışsızlık” yüzünden yeniliyor.

Arkasındaki Amerika desteği azaldıkça huysuzlaşan İsrail yönetimi, Ortadoğu’da gittikçe güçlenen, çağın gerçeklerini İsrailli diplomatlardan daha iyi okuyan Türkiye’nin artan ağırlığından da huzursuz.

İsrail yönetiminin Türkiye’nin “iç politikasına” müdahale etiği, bazı olayları kışkırttığı yönündeki söylentilere rağmen Başbakan Erdoğan, “İsrail’in uzlaşmaz politikalarına, insafsız savaş düşkünlüğüne” yüklenerek Ortadoğu’daki popülaritesini arttırıyor.

Yaşanan son rezalet, İsrail yönetiminin kendisini Türkiye karşısında çaresiz hissettiğinin sanırım en açık göstergesi.

Üstelik, Erdoğan’ın Ortadoğu politikası, onu sadece Araplar arasında değil Avrupa’da ve Amerika’da da popüler kılıyor.

Amerika ve Avrupa, Türkiye’yi hem “İsrail’i terbiye edecek” bir güç, hem de gerektiğinde Doğu’yla Batı arasında arabuluculuk yapacak bir ülke olarak görüyorlar.

İsrail, dış politikanın her alanında kaybederken, Türkiye diplomasinin her alanında kazanıyor.

İsrail, bugünkü politikasıyla bu gerçeği değiştiremez, yapsa yapsa Türkiye’nin içinde bazı karışıklıklar yaratabilir ama Amerika’nın, Avrupa’nın ve Arapların desteğine sahip bir Türkiye buna çok çabuk cevap verir.

Ortadoğu’daki bütün “savaşçılar” kaybedecek, İsrail’dekiler de, Türkiye’dekiler de kaybedecek.

Yeni çağ “barışçıların” çağı çünkü.

Türkiye’nin anlamaya başladığı bu gerçeği, İsrail de anlayacaktır.

Anladığında, böyle zekâsız ve zavallı diplomasi müsamerelerine de ihtiyaç duymayacaktır.

AHMET ALTAN-TARAF
Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Onay Kodu

Ara
Emekçilerin Çalışma Hayatındaki En Büyük Sorunları Nelerdir?
İşveren Baskısından Dolayı Sendikalı Olamamak
Ücretlerinin Düşük Olması
İş Güvencesinin Olmaması
Gazeteler Online

Canlı Son Dakika Haber
Haber
İl İl Hava Durumu

Önemli İlanlar Panosu

*****



ÖNEMLİ MESAJLAR:


02.02.2010


Ankara 6. İş Mahkemesi, 2 Şubat’taki duruşmada, taraf sendikaların üye listelerini bilirkişi heyetine teslim etmesi için 15 günlük kesin süre verdi. Bu sürede bildirilmeyen üyelikler ‘yok’ sayılacak.Bu durumda, taraf sendikalar 15 günlük kesin süre içinde üye kayıtlarını mahkemeye sunacak ve bu kayıtlar bilirkişi heyeti tarafından incelemeye alınacak. Mahkeme, bir sonraki duruşma için 30 Mart 2010 tarihine gün verdi.

www.iscileremekci.net

İŞÇİLER.NET [yavuz'ca]
iscileremekci.net [2006@2010] I E-Mail :iscileremekci.net@gmail.com I Bu Site En İyi Windows Internet Explorer'de 1024x768 piksel çözünürlüğünde izlenir.IYorumlar Editör denetiminden sonra Hakaret,İftira ve Beddua içermiyorsa yayınlanır.Tüm sorumluluk yorumcuya aittir.